Kargaşayı Çözmek için Kullanılan Telefonun Kargaşa Yaratma halleri

for English

İskenderun afet koordinasyon merkezi kütüphanesine ilk gittiğimizde koordinasyon sorumlularının kulak/omuz arasına sıkıştırdıkları telefon ile karşısında derdini anlatmaya çalışanların arasında kaldığını görünce fark ettik bu durumu…… şimdi ilk güne dönelim.

6 şubat Pazartesi evde güne başlama rutinimiz telefonlardan yayılan sisli afet haberleriyle sarsılmaya başlamıştı. Hem 99 depreminden sonra “depremle yaşanması gerektiği” bilincine bir nebze alıştığım, hem de “en önemlisi” afetin yıkıcı etkisi ben ve yakın çevreme ulaşmadığı için şok halinde değildim. Biraz gergin ve daha çok gözlemci birine bürünmüştüm. Yağması öngörülen ve yağmayan kar yüzünden Arda’nın okulu pazartesi zaten tatil olmuştu. Arda’yı bakıcısına bıraktıktan sonra işe yöneldim. Trafik, daha sakin akıyordu. Afetin soğuk sessizliği tüm depremler sonrasında olduğu gibi iş yerine yine hakimdi. Selam diyen eller biraz daha alçak kalkıyor, gülen gözlerin önüne afet haberleri buğu yapıyordu. Bu gibi anlarda çok ilginçtir, insanlar daha toplu hareket ediyordu. Takımlar, öğle yemeklerindeki sessizliklerini aynı masada telefonlarına bakıp yemeklerini soğutarak paylaşıyorlardı.

Kafamı toparlamak için işe bağlanmaya çalışsam da, telefonda akan haberler, sabah kurulan watsapp grupları, afet kapsamında yapılan paylaşımlar konsantrasyonumu çoktan bozmuştu. Bu belirsizlik halinde doğru haber alabilmek için arama kurtarma topluluğumuzdaki kişilerle iletişime geçtim. Kariyerini bu alana yönlendiren arkadaşlarım bölgeye yönelmeye başlamışlar ve hiç iyi şeyler söylemiyorlardı. Yılardır birbirini görmeyen ekip kendiliğinden afet alanına gidip kurtarma yapma kararını almıştı. Antalya’dan yola çıkıp istanbul’a gelen arkadaşlarımın çantalarını hazırlayacakları kadar vaktim vardı. Arda ve tüm ilk okul üstü çocukların eğitimleri de belirsiz bir süreliğine durdurulmuştu..

İskenderun yolunda bir taraftan watsapp grupları üzerinde yardım çalışmalarını, bir yandan bizim ekibin farklı araçlarının konumlarını ve varanların faaliyet durumlarını takip ediyordum. Arama kurtarmaya giden 1 kişi olsam da elimdeki telefonla 10’lar gibi hissediyordum kendimi (!). Aslında uyusam dinlensem en iyisi olacak ama olmuyor, elim sürekli telefona gidiyor ve oradaki her bir sayfanın içinde kayboluyordum. Telefonun bu etkisi ekiple buluşup iş yapmaya başlayınca azalmıştı. Alanda telefon, yapacak bir şey olmadığı için ele alınan değil, işimiz olduğu için kullanılan bir alet olmuştu. Mesela bazı arkadaşlar kurtarma planlaması yapmak için çalışma bölgesine geldiklerinde bölgenin yıkılmadan önceki hallerine haritadan bakıyorlardı. Bu lüks 2 gün sürdü. Afetten 3 gün sonra eski İskenderun haritalarına ulaşamaz olmuştuk. Duruma biraz üzülmüştük fakat işe devam etmek zorundaydık.

Video: Nesrin

İlk kez afet alanına geldiğim gibi ilk kez koordinasyon merkezi görecektim, merak içerisindeydim. Modern mimarisi olan, yüksek kirişli ama alçak kapılı bir yapının içine girdik. Önümüzde uzun hilal biçiminde düzensiz bir kuyruk yemek sırasına durmuştu. Hilalin sağında, dağınık bir biçimde, AFAD yetkileri ile iletişime geçmek isteyen düzensiz topluluklar vardı. “Koordinasyon masasının önünde ekip olarak değil sadece 2 kişi olarak bekleyin” anonsları sıradakiler için bir şey ifade etmiyordu. Sadece Koordinasyon görevlileri değil herkes şok halindeydi. Koordinasyon masasında iletişim kulak/omuz arasındaki telefon, kağıda yazı yazmayıp üzerinde titreyen el ve masanın karşı tarafında derdini anlatmaya çalışan ekipler üçgeninde dolanıyordu. Bir duvar gibi yan yana dizilmiş 5 koordinasyon masasının hiç birinde bilgisayar yoktu. Bütün iş telefondan yürütülüyordu. Bir ekip arkadaşım, “Oooh ne güzel oluyordur telefondan, hem de minik minik ödüllü, her yaptığın görüşme sonrasında bir iş halletmiş sanarsın” diyerek, önümüzdeki 4 gün boyunca koordinasyonda yaşayacağımız aksaklıkların temel nedenlerinden birine parmağını basmıştı.

İlk günün gecesi buraya gelmişken boş durmamak ve beraber çalışıp kalibre olmak için 2 üyemiz koordinasyon sırasına gece görevi isteğine, diğerlerimiz yemek sırasına yöneldi. Sıra bana geldiğinde çorba kazanı boşalmıştı ama sıra hala aynı hilaldi. Biri sarıldığı koliyi içinde çorba olduğunu belirterek ortaya koydu ve “haydi gönüllüler gelin sıcak çorbaları getirelim” diyerek çıktı. Orta alanda oturanlar da birbirlerine bakarak “biz gönüllü değil operatörüz” deyice afet alanında bir koordinasyon merkezinde olduğumuzun farkındalığıyla görev için araçlarımıza yöneldik. Polis çalışacağımız alanın bir sokak yakınına kadar geldikten sonra bizi orada beklemeden alandan ayrıldı. Tabi afet halinde yapılması gereken çok iş olabilir fakat enkazda yanımızda kolluk kuvvetlerinin olması koordinasyonun gerekliliklerinden biri değil midir? Enkaz altından ses duyduk ihbarına 6. ekip olarak intikal etmiştik ve bu durum telefondan yürütülen koordinasyon ve kayıtsızlığın bir sonucuydu. İşimizi kolaylaştıran çeken telefonlar, afetzedelerin elinde de vardı ve onlar da bizim gibi enkaz altından hayat kurtarmak istiyorlardı. Tek farkımız onlar yakınlarını kurtarmak istiyordu. Başında durduğu enkazdan her ses duyduğunda gitmesin mi o el telefona. Karşı taraftaki koordinasyon ne yapsın, hangi bina ne durumda, hangi sokak nerede, ne nereye yakın, kayıt yok ki…. Bir alan haritası afet Koordinasyon merkezine 3. günün sonunda AKUT tarafından asılmıştı. AKUT, bu iyiliğine karşılık 4. gün afet koordinasyon merkezinin karşısındaki yerlerinden çıkartıldı.

Arabalarda uyanıp ikinci gün görevi için tekrardan telefonun etkili olduğu başka bir bölgeye yönlendirildik. Koordinasyonun dengesi bu sefer arama tekralarından değil, arayanların ağırlığından şaşmıştı. Yıkılmadan öncesine kadar ihtişamlı ve ulaşılamaz olan Eda apartmanı, yıkılınca da bütün arama kurtarma ekiplerini üzerine yönlendirmişti. Binaya gönderilen arama kurtarma ekibi adedi ve binadan canlı çıkartılan kişi sayısını değerlendirilince koordinasyondaki dengenin şaştığı anlaşılıyordu.

Eda Apartmanıydı
Eda Apartmanı (foto:Ekin)

2. günün 2. görevi, koordinasyon merkezi tarafından, enkaz altında duyulan ses ihbarı ve bizdeki sismik ses dineleme aletinin sesi duyabileceği ihtimalinin birleşimi ile belirlenmişti. Önceden gönderilen ekipler alanda bir arama kurtarma faaliyetinin yapılamayacağını bildirmiş olsa da, koordinasyon merkezindeki görevli, sismik ses dinleme aleti sesi uzaktan düğmelere basarak, ekrana dokunarak buluyordur diye düşündü herhalde. Keşke o iş o kadar kolay olsa. Keşke teknoloji hayallerimizdeki kadar gelişmiş olsa. Keşke binalar depreme dayanıklı yapılsaydı.

2. günün 3. görevini koordinasyonu yönlendirmesi ile değil, ekibimizdeki eskilerin ilişkileri ile bulmuştuk. ISDEMİR ile birlike Emniyet müdürlüğü yanında 2 gün boyunca çalıştık. Koordinasyon ile ilişkimiz azalmıştı. Amacımız doğrultusunda çalıştığımız, enkaz altından canlı kurtardığımız, bölgedeki insanlara biraz olsun destek olabildiğimiz için mutluyduk. Çalışırken telefonla çok işim kalmamıştı. Enkaz altından Fethiye teyzeyi canlı çıkarttığımız gün kameramandım. Ona yakın 4. kişiydim. Benim görevim operasyonu görüntülemek ve arkamdaki ekibimle bölgedeki güvenliğin herkes için yeterliliğini sağlamaktı.

Fotoğraf: Nesrin



Bizim alanda bulunduğumuz 4., afetin 5. günü alandan ayrılma kararı almıştık o süreçten sonrada telefonla ilişkimiz normale dönmüştü.

One response to “Kargaşayı Çözmek için Kullanılan Telefonun Kargaşa Yaratma halleri”

Leave a reply to Confusion-creating cases of the Phone used to solve confusion – e.i. Cancel reply