Frontal lob bilgiçliğiyle cinsiyetçi ayrımcılık

Deniz kenarında bir çay bahçesinde, iki aile oturuyoruz. Sandalyemizin teki, diğer kalabalık masalarda olduğu gibi masanın başında, koridorun biraz ortasında duruyor. Ortamda tam bir yaz rahatlığı var.

Bizler masada otururken sekiz-on yaş arası bir çocuk önündeki sandalye engelini aşmak için tercihini yapıp masamız ve sandalye arasındaki boşluktan kıvrak bir hareketle, hiçbir şeye çarpmadan geçti ve gitti. Peşinden koşan annesi “oğlum özür dilesene insanları rahatsız ediyorsun” diye seslenene kadar çocuğun geçip gitmesi bir konu bile değildi. Sıradan bir durum. Çay bahçesi, geçiş yolunda hafif açık bir sandalye var ve çocuk A noktasından B noktasına gidiyor. Tercihini diğer taraftan kullansaydı yandaki masa ve sandalye arasından geçecekti. Yaz rahatlığını bozmamak adına kadının da duyabileceği bir seste “yok canım ne rahatsızlığı” dedim. Kadın beni duydu mu duymadı mı bilmiyorum ama bu sefer bizlerden özür diledi. “Çok özür dilerim. Erkeklerin frontal lobu biraz geç gelişiyor da”

Deniz kenarında, herkesin sıcaktan gevşediği salaş bir çay bahçesinde, bir kadın, tüm inceliğiyle, erkeklerin frontal lobunun geç gelişmesi önermesiyle, aslında hiç rahatsız olmadığımız bir konu için çocuğu adına bizden özür diliyor. Her şey kabul, hatta bu seviyede bir iletişime tanıklık ettiğim için çok mutluyum ama erkeklerin frontal lobunun geç geliştiği bakış açısı beni düşündürdü. Kadının özrüne uygun bir cevap verilmesi gerek.

Bir taraftan önerme doğru; erkeklerin frontal lobu geç gelişiyor çünkü ergenliklerini geç tamamlanıyor ama bahsi geçen şahıs sekiz – on yaşında yani bir kızın da frontal lobu aynı gelişmemişlik seviyesinde. Diğer taraftan, o yaş gruplarındaki kız veya erkek çocuklarda, temelde kültürel ve çevresel nedenlerle frontal lobları tarafından kontrol edilen bazı zeka farklılıkları olabilir ama konu o kadar karmaşık değil. Geçiş yolunun ortasında bir engel var ve öteki tarafa geçmek için ya sağından ya da solundan geçmen gerek. Değerlendirme için ayırdığım üç saniye geçtikten sonra kadının cinsiyetçi bir ayrımcılık yaptığına kanaat getirerek ve temelde kadının ince tutumunu bozmamak adına “o sizin oğlunuz ve bende bir erkeğim” diyerek, güler yüzümle kadının gözlerinin içine baktım. Bu sefer hamle kadına geçti. Ufak bir kafa sallamasıyla, üç saniyede “o zaman ben sizden özür dileyeyim” diyerek yüzünü eşime yöneltince bende film koptu. Kadına “lütfen çekip gidin” dedim. Kadın da çekip gitti. 

Çocuğun yanımızdan geçmesi ve kadının gitmesi arasında geçen kısacık zamanın ardından, fark ettim ki en son cümlemde ben kadına sesimi yükseltmişim. Arkadaşlarım ve eşime ne diyeceğimi de bilemedim. En iyisi gelişim çağında olan oğlum ile denize gireyim dedim. Onunla, tüm yaşananlara inat, suda erkeklerin sevdiği şekilde vakit geçirdik. O “bi daha” dedikçe ben onu kaldırıp suya atıyordum. Yorulmuştum. Belli bir süre sonra oğlum, gülerek “acaba hangimiz acı çekiyor” diye kinayeli bir soru sorunca oğlumun zekasında bir kusur olmadığı kanaatine vardım.

Hadi kalın sağlıcakla.

One response to “Frontal lob bilgiçliğiyle cinsiyetçi ayrımcılık”

  1. “Diploma” ile Diplomasi Torpilleme – e.i. Avatar

    […] gülmek iyi geliyor. Dinlendiriyor. Hem gülmekten koltukta hareketsiz bir şekilde otururken ön loblar da şekileniyor. Artık korkuları, aşkları, ihtirasları, her bir şeyleri karşısında […]

Leave a reply to “Diploma” ile Diplomasi Torpilleme – e.i. Cancel reply