Başlık, KDV’nin tam tersini çağrıştırdığı için sert bir yazı beklenebilir ama sakin, politik doğrucu olacak. ChatGPT’nin karmaşık detaylara girmeden, teknik terimler kullanmadan, adım adım örneklerle anlatım biçimi olarak tanımladığı “Bilal’e anlatır gibi” yöntemi ile anlatacağım. İfademdeki “Bilal” kişisel bir gönderme değildir, temsili bir isimdir. “Kimi zaman bir şeyi kolay anlamadığı var sayılan hayali bir karakteri temsil eder.” der ChatGPT.

Karanlıkta bile görünsün diye ortasından geçirilen kablo kanalı ve bağlanan spot ışığı suretiyle aydınlatılan ☝🏼 yazı güzel vatanımızın dört bir yanındaki devlet dairelerinde, panolarda ve hatta reklam aralarında kendisini bize göstermektedir. Bu söz, bize sadece böyle öğretildiği için değil, temelinde gerçekten kollektif bir tavır barındırdığı için doğrudur. Apartmanın bile ortak giderleri, tamirat işleri var. Bunları kim karşılayacak? Devlet gelip apartman borusunu mu değiştirsin? Neyse … yine sinirlenir gibi oldum. Vergi meselesine geri dönelim.
Olay biraz şans oyunlarına benziyor ama tam olarak öyle değil. Şans oyunlarında katılımcılar rızalarıyla, biraz para veriyor; o paralar birikip deniz oluyor ve sonra birikenler, çekilişle birkaç şanslya pay ediliyor.Vergi sisteminde şans yoktur. Devletin bekası için rıza ile toplanan paralar; vatan sevdası, çalışma azmi, millete hizmet etme aşkı ve devleti diğer devletler seviyesinden ileri taşıma hırsı ile yanıp tutuşan liderler tarafından büyük bir titizlikle planlanıp işlenir. Böylelikle toplumun refah seviyesi bütüncül bir biçimde yükselir ve vatanın her köşesinde güvenle, sağlıkla, güler yüzle bir yaşam sağlanır.
Mesela 👇🏼 güzel bir örnek; kadına “artık” şiddet olmasın konusunu konuşan insanlara bir şey olmasın diye, vergilerimizle etten, plastikten, demirden duvarlar örmüşler. Daha ne olsun? Gerçek duvar mı örülseydi? Korkulmaz mı kadınlar olmadan; annesiz bir çocuğa benzer… neyse konu dağılmasın.

Yazıyı bitirmeden önce, kapak fotoğrafındaki melun konuya da bir açıklık getireyim. Kutsala olan yaklaşımlardaki paradoks; itibarın taraflı, aç gözlü bir biçimde yorumlanarak yaygınlaşması… Sonuçlarını çeşitli yazılarımda farklı olaylar üzerinden yazmıştım. Bu yazıda ise, benzer çerçevede değerlendirilebilecek vergi muafiyeti verme, verebilme kararının sonuçlarını nedenleriyle birleştirerek ele almak istedim.

Bazı yapay zekalar isteklerimi yerine getirmedi. Bir “ahlak” anlayışı var belli. Buna sevinsem mi? Üzülsem mi? Bilemedim. Neyse özgünlük ve yeteneklerimi katarak, araya adam almadan, torpil yapmadan, aklımı, emeğimi ve her zaman gelişen tecrübemi kullanarak. Bişeyler çıkarttım. Artık kafam biraz daha rahat.

Hadi kalın sağlıcakla

Leave a comment