10 Ekim saat 22.00 sularında, İstanbul Esenyurt Mehter Çeşme Caddesi’nde evine giden bir vatandaş, bir araçtan inen iki kişinin saldırısına uğradı. Bir gün içerisinde, Çam ve Sakura Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde yaşamını yitirdi. Katilin, “Bana kufretti” deme curretini gostererek kendini savunması bu cinayeti sıradanlaştırmadı çünkü apartmanının gözde kedisi CEZVE’yi sıkıştırıp döverek öldüren kişinin “kedi bana saldırdı” ifadesi gibi mesnetsiz.
Ölen kişinin adı: Hakan TOSUN.
Kafasına aldığı ağır darbeler sonucu gerçekleşen bu ölüm, ne Anadolu’da doğa ve insan hakları mücadelelerini belgeleyen bir ekoloji aktivisti, gazeteci için sıradandır; ne de gündelik hayatta senin veya benim için sıradan.
👉🏼Bostancı Sanayi’de, dükkânın içinde ölüm de sıradan değil.
👉🏼Zincirlikuyu’da arabaya saçılan kurşunlarla ölen avukat da sıradan değil.
👉🏼Pazar yerinde bıçaklanan genç de sıradan değil.
👉🏼Ölen bir askeri aramak için mağaraya girip, farkında olmadan ölen/şehit olan askerler de sıradan değil.
👉🏼İçinde mışıl mışıl uydukları, yurtlarda otellerde cayır cayır yananlar da sıradan değil.
İnsan olarak bize düşen; kafamızda oluşan ve kuşku uyandıran soruların cevaplarını bulmak için, Anadolu’nun devlet hastanelerinde, mezarlıklarında, pazarlarında, kısacası yurdun sathında ortak bir soru sormaktır. Akbelen’den Samandağ’a, İkizdere’den Kazdağları’na, Validebağ’a kadar uzanan onlarca direnişin omuzdaşı ve belgeleyicisi olmuş; kendi çıkarlarını değil, doğanın ve yaşamın çıkarlarını savunmuş, tüm mesaisini bu uğurda tüketmiş Hakan TOSUN anısına: “Hakan Tosun’a ne oldu?” diye beraberce haykırmaya devam edeceğiz.
Sesimizin duyuldukça, yalnız olmadığımızı anlayacak ve çoğalacağız. Biliyoruz.
Kalın Sağlıcakla.

Leave a comment