Her nasılsa olmuş Dünya ve üzerinde oluşmuş insanlar. %70’i su olan bu mahluk, kısa zamanda, %70’i su olan koca kütlenin tek sahibi olduğu sanrısıyla zorlayıp durmuş emekleri. Üretmişte üretmiş, durduramamış kendini. Raflar, dolaplar, çöp kutuları dolmuş. Durmamış. Durduramamış. Suları kirletmiş, havayı zehirlemiş. Yola devam diyerek, bir başarı hikayesi uydurup kandırmış çevresindekileri ve kendini.
Büyük gözlüklerin içi başarı hikayesi alkışlarla devam ederken. Çerçevenin dışında kalıp görünmeyenler, yenmeyip çöpe giden pirinç taneleri gibi dağ olmuş. Tam engel olacakmış. İnsancık çıkmış çöp yığınlarının tepesine. Kendince engel tanımıyormuş ve öyleymiş durum kendince de. Dünya’da tek olmadığının farkındalığını, çöplerin üstüne çıkmaya bağışlayıp, görmezden gelerek devam etmiş yürümeye.
Üstüne basarak yükselmek kabul gürünce, bir süreliğine, denge sağlanmış. Yığınların altında kalanlarla yükselmiş insanlık dünyanın tepesine doğru. Çöpler, leşler görünmez olmuş reklam panolarında. Görmek istemediklerini görmezden gelmenin kabulüyle, görebildiklerini toplayarak devam etmiş yoluna.
Şimdi
Tek başına işlere yetemiyordu artık. Topladığından çoğunu kirletenlerin sayısı da artmıştı. Tıpkı kendi gibi. Bir taraftan da tepede göçmeler başlamış. Kendi seçiciliğinden. Adım atsa da adım atmasa da işlerin eskisi gibi gitmeyeceğini biliyorlardı kollektifçenek.
Nasrettin Hoca diye bir isim, bindiği dalı kesme diye bir masalı ve hocanın dediğini yap, yaptığını yapma diye bir söz geldi aklıma. Yapmaya çalıştığım şey kavrayış değil, kendi hikayemin ustaca örülmesidir.
Şimdilik Kalın Sağlıcakla
Leave a comment