Okullar açılmadan önce son tatil

Arda’yı yaz boyunca pek görememiştik. Bu sene de onun büyüdüğü bir yaz tatiliydi. Sünnet oldu. Hepimiz büyüdük.

Yaz tatilinin sonlarına planladığımız, kimilerine göre tramvatik aktiviteyi; dikişlerin de ermesiyle eş zamanlı ailecek yapacağımız yaz sonu kapanış tatiliyle ödüllendirmiştik.

Ekonominin çok çalkantılı olduğu zamanlarda “Nerede?” sorusu; 1 haftalık tatil süresini yolda kaybolacak zamanla değerlendirince Dedeağaç olarak cevaplandı.

30 Ağustosta da Yunanistan’a giriş yapmak yürek istermiş meğersem. Kendileri, günü, her sene, gümrük kapılarını yavaşlatarak kutlarlarmış meğer. Belki de ekonomik çalkantıdan kaynaklı, 1000+ arabalık gurbetçi sırasına girişimizden 1 saat sonra kavradık durumu da kıvrak kültürel zekamız çalıştı.

Kapıdan değilse bacadan taktiğiyle Bulgaristandan, olabilecek en uzak gümrük kapısından gittik ilk günümüzü konaklayacağımız gölün dibindeki iki yıldızlı otele. Gümrük kapısından sonra 30 dakikalık bir araba sürüşüyle planlanan az sürüşlü, çok yatışlı tatil, kapıya varmamız 18+ saat alacağı için, 10+ saatlik sürüş maruziyetiyle sonlanmıştı. Olsun ama iyi oldu bu yollardan geçmemiştik.

1 günlük ön dinlenme otelimiz çok iyiydi. 2 yıldızlı otel olarak Yunanistan’daki en iyiler arasında olabilir çünkü otel doluydu ve misafirlerin hepsi Yunandı. Sabah uyandığında gölde yüzen kunduzların ve kazların büyük bir merakla sana gelmesini, seni izlemesini izleme keyfinin karşılığında balkon kapısının sinekliğinin parçalanmış olması ve uyurken bir kısım sivrisineğin bizleri sokması ne kadar da doğal. Bir o kadar doğal ve başka yıldızlarda olmayacak olan başka şey de; kahvaltıdaki keçi sütünden feta peyniriydi.

Doğallıklar diyarından ayrılıp geri kalan 5 gün için yer ayırttığımız, 5 yıldızlı galaktik otelimiz için 40 dakikalık sürüş hedefiyle yola koyulduk ama amacımız hemencecik otele ulaşmak değil. Tatildeyiz yok öyle koştur koştur. Çeşitli turistik yeni yer aktiviteleri yapmak en doğal turistik hakkımız sonuçta. İlk durak, “bir şekilde” bizde oldurulamayan şehir dışındaki büyük marketler. Hatırası olsun diye minik alışverişler iyi geliyor. Sonra otele en yakın şehiri gezmece ve şehirliler gibi içkili akşam yemeği yemece. Balık haline en yakın, her şehirde olan, dizili balık lokantalarından birine oturduk. Yemek standarttı ama dondurma ikramlı mutlu sonluydu.

Galaktik otelimize tam saatinde vardık. Havanın da biraz bulutlu olması nedeniyle, ben “biraz” erkenden yatışa geçtim. Arda bizlerle ve internetle olmanın, Nilgün’de yıldızlardan düşen ikram şarap ve taze aldığı metalik renkli kuru boyanın mutluluğuyla oda da takıldılar.

Şanslıydık. Sonraki 2 gün yağmurlu ve sonraki günler şöyle böyle gözüken hava tahmini hiçte öyle olmadı. Hava tatil boyunca güneşli oldu. Bizde her gün aynı şekilde birbirini tekrar eden, sıkıcı gibi gözüken ama dinlendirici olduğuna inanılan kalan 4 günlük tatilimizi yaptık. Arada minik keşifler, aktiviteler oldu ama tatilde olan tatilde kalır.

Dönüş yolu; ülkeden çıkış rutinleri arasında olan şehir dışı büyük market tavafı ile başladı. Yapılan minik gurme alışverişlerin mutluluğu ve çok az satın alınan alkolün tuzu kaçırmış olma ihtimali üzerinden gümrükte sorun çıkartması endişesiyle Yunanistan çıkış sırasında 3+ saat beklemek turistik bir normal. Sırada sırayla araçtan çıkarak volta atmakta. Çay olur, kahve olur, tuvalet olur. Ya da öylesine. Yürürken ister istemez insan manzaraları da görüyor insan. 

Ülkemize büyük bir sevinçle giriş yaparken her yerinde dünyanın ayrı bir vatandaşı gibi gözükecek dövmeleri olan ve kaytan bıyıklı gümrük memuruyla karşılandık. Sıra boyunca içinden çıkamadığımız düşünceler boşaymış.

Leave a comment