Son Olmayan Günden Bir Gün Önce

Hayat yorucu, uyaran çok ve bir işi severek alışkanlık haline getirmek zor. Deneyim merkezlerinde geçiyor hayatımız resmen. Tabi ki hayatın sonu değil ama belediye seçimlerinden bir gün önceki gün benim için yine yoğun geçti. Ama bu sefer fena. Neyse ki, bir süreliğine son rampaydı.

Seçimler her zaman Pazar olur. Bir önceki gün cumartesi. Yani Arda’nın atletizm ve yüzme maratonu ile başlıyoruz güne. Nilgün’le ben biraz uykusuzuz sadece o bir sorun. Neyse ki Arda spor yaparken biz de tam manasıyla kendimize, arabamıza, telefonumuza ya da kitabımıza vakit ayırabiliyor, öğleden sonrası için dinlenebiliyoruz.

Yüzme sonrası, hiç bir yere uğramadan Nilgün ve Arda’yı doğum günü için Moda parkına bıraktıktan sonra trafik dalgasını ve park yeri bulamama sorunlarını tekrardan aşarak eve geri göndüm. Akşam için kıyafetlerimi değiştirdim. Toplamadan çıktığımız masayı topladım, ocağı açık unutmuşum😱, biten çamaşırları sonraki eve geliş turunda gelenin asması için çıkarttım. Sonra bisikletle 3 yaş doğum gününe yol aldım. Arkadaşının arkadaşını da sevince daha güzel geçiyor sohbetler.

Gündelik ve sıkıcı olan hayatı bulmaca gibi yaşayıp eğlenceli hale getirmek gibi bir yeteneğim var. Bir ceza da denilebilir. Kendinde ve çevresinde ızdırap verecek kadar zorlayacak türden. Bazen kısa çöpü çektiğini hissedersin ya hayatta işte onun gibi🙃.

☝🏼 durum benim için acı dolu değil eğlenceli çünkü yorucu. Olayları bir birine bağlamak hem işi bulmaca haline getirmek için, hem de bulmacayı çözmek için kullanılan bir yöntem sonuçta. Olaylar da denk gelince çok seviniyor insan. Piyangodan büyük ikramiye çıkmış kadar sevinebiliyor bazen. Bazen de karavana. Yoruluyor insan ama olsun tecrübe ediniyor gerçek hayattan.

3 yaş doğum gününden de kaynaklı çeşitli networking olaylarından sonra üstümü değiştirme nedenim olan bisiklet sürüş aktivitesi için yola koyuldum. Bir süre bakamayacağım için bakmayı akıl ettiğim telefonum sayesinde öğrendim ki akşam bir işim daha varmış😓. İyi ki de varmış 😁.

Bisiklet benim için tanımsız. Aslında tam bir şehirli aracıyken neden itiliyor anlamıyorum. Çocukluk aşkını arabaya bindikten sonra neden görmezden gelir ki insan? Neden korkar, korkulacak hale getirir, getirilir. Hayallerde olduğu gibi gerçekte de insana iyi gelen gücü hala var ama şuan şehirde sürmek biraz yorucu. Anlayacağınız şehirlinin aracı şehirlinin zekasında eziliyor. Onu süren böcekler de 🦋 kadar narin olduğu için gündelik hayat çarpışmalarında edindikleri ufacık çizikler artık daha uçamamalarına neden olabiliyor. Buna rağmen çocuksu ruhu besleyen bir özelliği var. Arda’nin sabah sporları gibi bisikletin de beni geliştirdiğini düşünüyorum. Bir şehirli olarak iyi halimin bir kısmını bisiklete borçluyum.

Şehrin ortasına ağaçtan düşen armut misali toplaştıktan sonra başladık sürüşe. Tura gergin başladım çünkü bu turun amacı buydu. Uygun dozda gerginlik iyi bir şeydir. Koca Arabanın küçücük gaz pedalıyla şahlanması gibi gerginliklerde kafayı fişekler önce yorar sonra mutluluğu kalır. İşin güzel tarafı, yapabilene, eğer yaşadığın hayat bunu bir şekilde pratik yapmana fırsat veriyor ve sen de üşenmeden, kendinle mücadele etmek pahasına bu sporu yapabiliyorsan işte o zaman gelişmeler de başlıyor. Şehirde bisiklet sürebilme cesareti gösterenler hayata karşı daha dengeli olabiliyorlar. Sonuçta bisiklet kullanabilmek basit bir denge meselesi. Öğrenildiğinin ilk seferinde bir daha unutulmayacak kadar da kolay aslında ama arabanın verdiği “konforlu cesaret” daha kolay geliyor şehirlilerin çoğuna. Bu güvensizlikte bisiklet kullanabilmekte tam bir Donkişot’luk gibi gözüküyordur onlara ama bisikleti sürebilenler için bu spor tam bir gerçek cesaret şöleni.

Grup içinde bir arkadaşın kendine yeter yükseklikte açtığı müzik biraz ferahlattı içimi. Her duyduğum anda annem gelir aklıma ve ağlayışım o haykırışlara. Artık ağlamak yok, tecrübe var. Dayadım sırtımı müziğe, asıldım pedallara usulca ve uydum ip gibi dizilmiş bisiklet konvoyuna. Ana grup birleşme alanına gelince kısa bir molaya durduk ve kendilerimizi birbirlerimize tanımak, tanıtmak için alanlar oluşturduk. Bazen kanka geribildirimleri, bazen daha karışık konular. Sohbetlerin detayında aynı kitabı okuduğum insanların olduğunda bile eminim. Gençlikte eskittiğim ayakkabılarım geldi aklıma bir ara.

Şu aralar şehirde bir böcek gibi görünen kelebeğin kanatlarını gören gözlere gösterebilmek için bayrak takma çözümümle mucitliğim de onaylandı ve hep beraber kanatlandık ✌🏼teker üzerinde. Böyle turlarda kişi olarak ben, gündelik bisiklet sürüşüme ek +1 davranış daha edinirim. Ediniriz hep beraber. Kanatlarımızdan yansıyan ışık gözlere ulaşsın diye ses çıkartırız, küçük ergen asilikleri yaparız sırf “burada biz de varız” demek için usulunca.

Bisiklette dengemi buldukça baştan sona esnemeleri çok severim. Artçının önünde sürüyordum o aralar birden durduk. Aslında ilerleyebiliriz ama kendince pratik zekalı bir araç sürücüsünün bisiklet yolunun üzerinde unutmuş olduğu aracını ona hatırlatmak için durduk. Aslında unutmamış gibi de gözüküyor çünkü 4’lüleri yanıyordu arabanın. Neyse biz bekledik ve gelince tatlı dil darbeleriyle arkadaşı biraz eskittik. Şansa aynı yönde gidiyorduk, havalarda enteresan güzel bu aralar(!), aracın camı da açık. Yol yavaş yavaş akarken yolda lastiklerimiz de eskidi. Hatasını anlayan şoförün kendisini kendi kendine susturmaya çalıştığını gördükçe Bursa yolunda yaşadığımız şehir trafikteki kendine müslümanlık halleri aklıma geldi ve biraz olsun içim ferahladı.

Grupla birlikte tatlı sert sürüşümüze bir süre devam ettikten sonra günün son işi için gruptan ayrıldım. Dönüş yolunda bir araba daha bisiklet yolunda durmuştu. Bu sefer yalnızdım. Derdimizi anlatırken daha dengeli olmalıydım. Arabanın yanına yaklaştıkça olay netleşiyordu. Yerde bir scooter, yandaki çimenlikte ayılmaya çalışan bir yemek kuryesini ama yolda duran araç vurmamış. Scooter’cı, yemeği sıcak tutma arzusuyla arı gibi sıyrılırken önünde gördüğü her düzlüğe bir araca çarpmış, düşmüş ve araçta kaçmış. Yoldaki araçta motoru korumak için yolu kapatmış. Anlaşılan kuryeci arkadaş kendi agresifliğine çarpmış. Yaya yollarına falan da giriyorlar bu scootercılar zaten. Yolda tek başıma sürüş yaparken kendime olan güvenim biraz daha artmıştı ama şehir hala aynı görgüsüzlük seviyesindeydi. Olanlar sadece benim içimdeydi.

Son durak Nazım Hikmet Kültür Merkezinde Şubat 2023 depremden sonra beraber temellerini yenilemeye çalıştığımız Doğa Sporları ve Arama Kurtarma spor kulübünün web sitesi toplantısı başladı. Ama önce siteyi yapan arkadaşın çeşitli applikasyon girişimlerine kritik sonra bizim sitede derin mevzular.. Düğümlerin çözülüp akışın gerçekleştiğini görünce seviniyor insan. Hele de tam hararetli konuşmaların arasında yandaki masada sevdiğim bir iş arkadaşımı görünce ve o arkadaşım bizleri çalışırken çekince içim bir tur daha rahatladı.

Her olayı mesele etmeden az ve öz meselelere odaklanmak dileğiyle.

Not: Yazının daha derin manaları için biraz Müzik, biraz Fizik ve biraz Büzük gerekmektedir.

Leave a comment