Yazıyı yazmadan iki gün önce yatağa yattığım an döküldü: Dünya tarihinde şuan yaşadıklarımızın kum tanesi kadar yer tutuşu. Ertesi sabah sokağın ıssızlığında Arda’yla dışarı çıktık. Takip ettim onu. Balkabağına dönüşmeden turumuzun sonunda bu gül ile karşılaştık. Heybetli bir gül ağacının dibinden sürmüş. “Al götür sevdiğine” dercesine ip gibi uzanmış.

Sadece bir gül değildi aldığım; ömürleri içine alan bir kum tanesinin yansımasıydı aslında. Doğaya ettiğimiz tüm kötülüklere, tüm hoyratlığa inat, bize ders verircesine pembe; sevdiğimize verdiğimiz acılar kadar da dikenliydi.
Hadi kalın dağlıcakla. (Aralık.2020)
Leave a comment